Tövbe Etmek ve Hayata Yeniden Başlamak

                             Tövbe Etmek ve Hayata Yeniden                                          Başlamak



              Çoğumuz düşünmüşüzdür: “Tövbe etmek hayatımızda neyi değiştirir? Yaratıcının affetmesi görülebilir evrende bir şey değiştirebilir mi, yoksa sadece ahiretteki durumumuzu mu etkiler?”


             Bu soruların cevabını beraber bulmaya çalışalım: Önceki bloglarımda yazdığım ruh-beden ilişkisi yorumunu hatırlıyorsanız daha rahat anlaşılabilecek bir yorumda bulunayım. Hatırlarsanız Elest’teki ruhun kuantum dolanıklılık yoluyla bedenlerimizi kontrol ettiğini yazmıştım. Bu bağı yine önceki bloglarımda yazdığım Çoklu Evrenler kuramıyla birleştirirsek ve Kur'an’a göre Allah'ın tövbeye verdiği ehemmiyeti de göz önünde tutarsak aslında her tövbe edişimizde tövbe ettiğimiz davranışı yaparken ruhta sebep olduğumuz istikametten sapış miktarını tövbenin samimiyeti ölçüsünde doğru yola döndürürüz ve ruhumuz istikametinden daha az bir sapma ile yoluna devam eder. Yaratıcı’nın affı bu yolla olur. Ve dolayısıyla ruhun doğru istikametten sapma miktarı azalınca da Yaratıcı’nın başlangıçta yarattığı İhlas mertebesine ruhumuzu yaklaştırmış oluruz ve dünyadaki hayatımız esnasında Elest'teki ruhta meydana getirdiğimiz bozulmayı geri alma şansımız doğar. Peki bu olunca ne olur? Eğer gerçekten samimiyetle tövbe ettiysek ruhumuzun istikametinde oluşan tüm sapma yok olur ve doğru istikamette Sırat Köprüsünden geçilir.

 

                Bu yüzden son nefese kadar doğru istikamete girme şansımız vardır. Hayatını çok kötü bir şekilde geçiren biri bile eğer son nefesinde samimi bir tövbe ederse bütün yoldan çıkma miktarı yok olur ve Cennet’e alınır. Ama işi riske atmamak için işi son nefese bırakmamak gerekir. 


               Peki bu durumun pratik hayatta bir karşılığı var mıdır, Allah'ın bizi affettiğini anlayabilir miyiz? 


               Bu soruların cevabı hiçbir dünyevi bilginin mutlakiyeti olmadığı gibi aklımızın izanımızın yettiği hiçbir bilginin de mutlak doğru kabul edilemeyecek oluşu ve Allah'ın affına mazhar olup olmadığımızı da kesin olarak bilemeyeceğimizdir. Ama bunun cevabını merak ediyorsak gündelik yaşamda Allah'ın Kuran'da bahsettiği hak yolu daha çok benimsememiz ve bu meraktan sonraki hayatımızı buna göre düzenlememiz gerekir. Eğer bunu bir milat kabul ederek sonraki hayatımızı Kur'an ahlakıyla kurgularsak zaten affedilebiliriz. 


               Benim bu konudaki düşüncelerim bunlar, aksini düşünenlere de sonsuz saygı duyarım. Lütfen görüşlerinizi belirtiniz.


Yazan: Emre Pelit 


Yorumlar

Popular letters

Her Şeyin Teorisi

Kuantum Mekaniği Üzerine Bir İnceleme

GÖKYÜZÜNDEKİ KUSURSUZ AHENK

Yaratılışın Başladığı Yer: Kalp

Zamanın Akışı Paradoksu