Vahdet İnancının Şifreleri

                                                             Vahdet İnancının Şifreleri





             Birçoğumuzun bildiği gibi semavi dinlerin temelinde Yaratıcı’nın birliği ve kudretli oluşundan bahsedilir. Peki hiç düşündünüz mü Vahid isminin tam olarak anlamı nedir? Bizlere ne anlatmaya çalışır, tüm yaratılmışların tek bir bütünde ortaklaşması ne demektir? Yaratıcının yaratılanı kendi rahmetine vesile olarak kullanması ne demektir? Kur'an'da geçen peygambere hitaben “Söylediğin vakit onu sen söylemedin, Allah söyletti.” ve “Yaptığın şeyi sen yapmadın, Allah yaptırdı.” ayetleri niçin söylenmiştir? Madem Allah kullarının yaptıklarını bu kadar bariz bir şekilde kontrol edebiliyorsa dünyadaki düzensizlik gibi görünen şeyin sebebi nedir? Bunu Allah yaptırıyorsa kullarını Cehennem ile cezalandırılmasının sebebi ne olabilir? Bu sorular cevaplanması zor sorular ama ben edindiğim bilgilerle bunu izah etmeye çalışayım:

 

               Baştan sorulara tek tek cevap arayalım:

               

              Vahid isminin temelde anlattığı şey aslında Allah’ın tamamen tüm entropisel niceliklerden münezzeh olduğu ve parçacıkların entropisinden uzak olduğu olabilir. Bunu diğer ayetlerin bütüncül çıkarımıyla birleştirdiğimizde aslında tüm varlığın tek bir bütünün parçaları olduğunu ve Allah'ın aslında Çoklu Evrenler'i btünüyle kapsayan tekillik olduğunu anlayabiliriz. Allah her şeye kadir olduğuna göre kendi benliğini çeşitli bölümlere ayırarak her birine meta nitelikleri vermiş olabilir. Allah aslında varlık bütüncül olarak varlık mevhumunun bizatihi kendisi olabilir. Yani Allah'ın varlığını reddeden kişiler aslında Varlık mevhumunun hikâye olduğunu kabullenmeye çalışır ama bu durumda tüm entiteyi de reddeder ve sonuç olarak hiçbir şeyin gerçekte Var olmadığına inanmaya çalışır. Ama bu durumda hiçbir dünyevi hazzı da alamaz veya aldığı yanılgısına kapılsa bile bunun gerçek olmadığını hatırladığında mutlu olduğu için pişman olur. Yani özetle Allah aslında kullarına Zulmetmez sadece kullar zulmü tercih edebilir. Yani denebilecek şey Cehennem’in aslında Allah'ın cezası değil, kulların özbenliklerini cezalandırarak doğru yolu görememesi olduğu söylenebilir. 

              

               Peki şimdi geldik peygambere hitaben gönderilen “Söylediğin vakit onu sen söylemedin, Allah söyletti.” ve “Yaptığın vakit onu sen yapmadın, Allah yaptırdı.” ayetlerine, bu konuda daha önce söylediğim gibi Varlık diye gördüğümüz şey aslında Allah'ın Varlığının bir parçası olabilir sadece ve Allah'ın yarattığı ruhun kontrol ettiği Çoklu Evrenler'deki bedenlerimizin davranışları büyük ölçüde zaten belirlenmiş olan davranışlardır. Bizim kontrol ettiğimiz kısım ise cüz’i irademizle değiştirebildiğimiz çok küçük bir hareket alanıdır. Allah'ın adaleti de burada ortaya çıkar: Bizleri değiştiremeyeceğimiz sonuçlardan mesul tutmaz. Ruhumuzun kontrol ettiği Çoklu Evrenler'deki diğer bedenlerde de durum aynıdır yani değiştiremeyeceği sonuçlardan mesul değildir o bedenler de. 


                  Yani peygamberlere peygamber denmesinin sebebi Allah'ın onların davranışlarını daha bariz bir şekilde şekillendirmesidir. Onlara çok daha fazla saygı besleyerek onların sünnetlerini uygulayabildiğimiz ölçüde uygulamamız bu yönden çok önemlidir. Bu açıdan bakınca “Acaba Kur’an bir insan suretinde dünyaya gelseydi Peygamber Efendimizin(sav) yaşadığı süreçlerde ne yapardı?” sorusunun cevabı Hz. Muhammed Mustafa(sav) in sünnet-i seniyyesinde mevcuttur. 


                  Aklınıza takılan bir soru varsa yorumlarda sorabilirsiniz.


 Yazan: Emre Pelit 

Yorumlar

Popular letters

Her Şeyin Teorisi

Kuantum Mekaniği Üzerine Bir İnceleme

GÖKYÜZÜNDEKİ KUSURSUZ AHENK

Yaratılışın Başladığı Yer: Kalp

Zamanın Akışı Paradoksu