Kuantum Dolanıklılık ve Solucan Delikleri


                                          Kuantum Dolanıklılık ve Solucan Delikleri 


          

                 Kuantum dolanıklılık teorisi bir kaynağın herhangi bir cisimle arasında kurduğu nedensellik bağıdır. Yani aslında her varlığın aynı anda her yerde birden bulunması mümkündür. Bu yolla Kur'an'dan bir çıkarımı da özetlemiş oluruz. Allah tekil bir zamanda tüm evreni kuşatır yani Allah aynı anda her yerdedir. Allah’ın bir ilahi ruh ve bütün Çoklu Evrenler’in kümülatif toplamda oluşturduğu Varlık ile bütünleşik yapıda bir mevhumu olduğu çıkarımı Kur'an'daki tüm ayetlerin genel toplamını düşününce çıkarılabilecek bir sonuçtur. Böylece aslında ruhun ekstradan bir yaratım sürecine ihtiyaç duyulmadan Allah'ın kendi ruhundan üflediğine dair ayet de daha açıklayıcı olur. Daha önceki bloglarıma bakan birisi bu ayetin Kur'an’daki fihristine kadar bilir. 


                   Gelelim Solucan Delikleri mevzusuna, bu konuda ışık hızının tek başına yeterli olmadığını daha önceki yazılarımda söylemiştim. Şimdi de bunu genişleterek Solucan Delikleri'nin aslında kestirme yollarla betimlenen ama yolla alakası olmayan, aksine kuantum dolanıklılık yoluyla bağlantılı olan iki cismin birbirini çok uzaklardan etkilemesi olduğunu söylemek isterim. Böylece mekânsal farklılıkların anlamı kalmaz ve cisimler birbirinin yanı başındaymış gibi bir mevcudiyet haline ulaşır. Dolayısıyla aslında çoğumuzun zannettiği gibi Solucan Delikleri'nin uzayda bir kütle olduğu tezi çürür. 


                   Peki gelelim bunun ilahi kelamdaki karşılığına ve Allah’ın kullarıyla arasındaki kuantum dolanıklılık bağının oluşum şartlarına, çoğumuzun bildiği gibi Kur'an'da “Allah daima kullarıyla beraberdir.” şeklinde bir ayet geçer hatta bakmak isteyenler Hadid suresi 4. Ayetin mealine bakabilir. Yani Allah aslında biz insanlara ruhundan üfleyerek her bir insanla kuantum dolanıklılık bağı kurmuştur. Böylece her yaptığımızdan haberdardır. 


                  Bu açıdan bakınca diğer ayetleri yorumlama kapasitemiz çok daha fazla olur. Bizlerin Allah'ı zikretmemiz ve Allah’tan yardım dilememiz bu yönden kritiktir. Aslında bunu yaparak “Allah’tan geldik, yine ona döndürüleceğiz, Allah'tan başka ilah yoktur.” sözünü kendi ruhumuza söyleriz. 


                 Esasında insan mevcudiyetinin değeri de buradadır, Allah kendi ruhundan bir parçanın dünya koşullarında iblise karşı direnme gücünü ölçmek için bizleri bu dünyaya göndermiştir. Esasında Allah kimseye zulmetmez ve kendi ruhundan üflediği insanın bu kadar fırsata rağmen değerlendirememesi durumunda Allah'ın cezalandıracağı esas unsur iblisten bir parça olan nefse direnemediği için bize kendi ruhundan üflediği kısım olacaktır. Yani Allah bedenimizi ve ona sahip çıkamadığı için bize kendi ruhundan üflediği parçayı cezalandıracaktır. Dünyadaki bedenlerimiz esasında bir makineden ibaret olan bir mevhumdan öteye geçmez. Bizler geçici bir süreliğine kontrol ettiğimiz ruhtan parçayı doğru kullanamazsak sadece kendimize değil, bizi yaratıp bize onca nimet bahşeden Allah'ı da cezalandırmış oluruz. Vefa duygumuz bu kadar mı körelmiştir, Allah bizlere bu kadar nimet verirken ve dahası bizlere ruhundan bahşetmişken bizlerin sırf vefa ile Rabbimize hayırlı kulluk yapmamız gerekmez mi? 


                Lütfen artık biraz ciddiyetle davranalım ve Allah'ı zikredelim olmaz mı?


Yazan: Emre Pelit 

Yorumlar

Popular letters

Her Şeyin Teorisi

Kuantum Mekaniği Üzerine Bir İnceleme

GÖKYÜZÜNDEKİ KUSURSUZ AHENK

Yaratılışın Başladığı Yer: Kalp

Zamanın Akışı Paradoksu