Evrendeki Kusursuz Orantısallık ve Bunun Yansımaları

             Evrendeki Kusursuz Orantısallık 

                     ve Bunun Yansımaları



        Aklımıza gelmiştir: “Evrenimizde bunca varlık nasıl oluyor da bir atom çekirdeğindeki proton ve nötron gibi ayrılmaz bir bütünün parçalarına benzer şekilde sıradışı bir düzende senkron durumlarda bulunabiliyor? Acaba kusursuzluğun sembolü olan altın oran ve cebirsel denklemlerde kullanılan pi sayısı neden sayılardan biri değil de hayatın bu kadar odak noktası haline nasıl gelebiliyor? Acaba Yaratıcı’nın bu sayııları bu kadar odak noktası yapma sebebi nedir? Neden hepimizin algıları altın orana yaklaşan görünümleri “güzel” diye kodlar? Birimizin de bu algıyı değiştirmeye neden gücümüz yetmez?” 

        Gelin bu sorulara birlikte cevap arayalım:

        Daha önceki bloglarımın bazılarında aslında Çoklu Evrenler’in her birinin birer yazılım olduğundan bahsetmiştim. Bu yazılımları Rabb yaptığına göre her birinde farklı ilk değer ataması yapma ihtimali vardır. Bizim içinde bulunduğumuz evrenin de varsayılan değeri pekala altın oran olabilir. Bunun gibi diğer matematiksel sabitlerin de pekala ilgili oldukları alan için bir varsayılan değer olduğunu düşünebiliriz. Kur’an’da da “Hiç akletmez misiniz?”, “Hiç düşünmez misiniz?” gibi ayetler sıkça geçer. Tabi ki mutlak bilgi Allah’a mahsustur ancak benim görüşüm farklı sabitelerin farklı alanlarda o alana ait her şey için bir mihenk taşı olması bunların tek bir Yaratıcı tarafından yaratıldıklarını gösteren önemli delillerden biridir.

        Bazılarının aklına şu da gelmesi mümkündür: “Ya politeist olan dinlerden biri doğru olup iş bölümü yaparak yaratma sorumluluğu birine verildiyse?” ama bu hipotez kendi kendini çürüten bir hipotezdir ayrıntılarını isteyene açıklayabilirim. 

        Yani uzun lafın kısası Yaratıcı’nın tekliğini buradan mutlakiyete erdiririz. Peki o zaman dünyada sayıları 5 milyara yaklaşan Hristiyanlar bu çıkarımı yapamadıkları için mi Tanrı’ya evlat edindiği yakıştırmasını yapıyorlar? Bunu onlara sormak lazım ama benim özetle onlara diyeceğim şudur: “Arkadaşlar, biraz aklınızı kullanın ve hem bilim yaptığınızı söyleyip hem de kutsiyet arayışınızdan vazgeçin. Belki gerçek hayatta bulamadığınız değeri hayal dünyasında araştırıyor olabilirsiniz ama hayat dünyada.” 

        Bu kapsamda Yaratıcı’nın Vahdeti mutlaktır. Dolayısıyla şu anda Yaratıcı’nın tekliğini savunan dinler arasında da en tutarlı ve en kapsamlı din İslam olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Neyse biz konumuza dönelim. 

        İnsanlar farklı oranları farklı alanlarda birer sabite olarak kullanabiliyorlarsa bu evrenimizin yazılımı kaynaklı bir süreçtir. Yaratıcı’nın vahdetini düşünürsek özgünlük amaçlı Çoklu Evrenler’deki her kainatta farklı orantısal sabitleri kullandığı çıkarımını yapabiliriz ve aslında bizim Çoklu Evrenler baz alındığında ne kadar küçük ve önemsenmeyebilecek mevhumlar olduğumuzu daha iyi tasavvur edebiliriz. Kendimizin ne kadar küçük varlıklar olduğumuzu keşfettiğimizde hayranlık mertebesine yaklaşma olasılığımız artar ve yaratılan her şeyi hayret ederek inceleme ve öğrenme imkanı elde ederiz. Bunların hepsini birden yapabilmemizi sağlayacak formül ise Kur’an ve sünnetlerden ayrılmamaktır. Bunun için daha yeterli bir kılavuz olamaz. 

        Okumamış olanlara önerim: Açın Kur’an’ı anlayabileceğiniz dilde okuyun ve özümseyin. Bunu yapın.


Yazan: Emre Pelit


Yorumlar

Popular letters

Her Şeyin Teorisi

Kuantum Mekaniği Üzerine Bir İnceleme

GÖKYÜZÜNDEKİ KUSURSUZ AHENK

Yaratılışın Başladığı Yer: Kalp

Zamanın Akışı Paradoksu